4+3 daha kaç eder türbülent?

lig lideri sivas önce ligde fenerbahçeye ilaç oluyor, ardından kupada. bir iki haftalığına da olsa dertlerine derman olduklarını söyleyebilirim.
ligde 4 gol yiyen lider takımın hocasının aklı ise başka taraflarda herhalde, maç sonu ilginç açıklamalar yapıp duruyor. ne maçla alakası var söylediklerinin, ne oynayamadıklarıyla. daha çok beşiktaşın 8 yediği ile, galatasarayın 6sıyla ilgili nedense? açıklamanın tam metni şöyle;

"Bizim ülkemizde herkes futbolu çok biliyor ya. Onlara da bir laf söyleyeyim; evet 5 yeriz, 7 yeriz ama 6 yemeyiz. 7 yeriz, 9 yeriz ama 8 yemeyiz."

lütfen birisi bu adama sigmadan, cannesdan bahsetsin. sadece yüzündeki ifadeyi görmek istiyorum. belki yaşaran gözlerini güzel gömleklerinin cebinde sakladığı mendiliyle siler, ama o şoku yaşamasını isterim.

bugün ise şöyle buyurmuş türbülent bey;

"Çok fazla pozisyona girdik ve verdik. Güzel bir futbol oynadık ama sonuçta mağlup olduk. Sivas'ın büyük bir takım olduğunun göstergesi olarak maçın ardından Sivas'ın yollarına türküsü statta çalmaya başladı. Yaşlılar sırayla gençler ara sıra derler ya, büyükler sıra ile yener biz de ara sıra yener bunun keyfini yaşarız. Futbolun güzelliğinden dolayı ben mutluyum, karşımızda tabii büyük takımlar olunca ve bireysel hatalar yapınca arzulamadığımız bir skor ortaya çıktı. Yapacak bir şey yok şimdi önümüze bakıyoruz, hiçbir şey bitmemiştir elimizden geleni yapacağız. Kupa'yı allmak istiyoruz ama olmazsa da yolumuza devam ederiz, dünya dönüyor. Herkes futboldan keyif almalı, herkesin tuttuğu takım en büyük takımdır."

neremle güleceğime şaşırdım desem yalan olmaz hani. neresinden tutsan elinde kalıyor, her cümlesinde bir yaranma, beni alıncılık kokuyor. bu o kadar öyle ki, maç sonu dalga için çalınan "sivasın yollarına" türküsünü bile lehine çevirebilmiş, helal sana. ben büyük hocayım diyen, hatta arsene wengere, mourinhoya kafa tutan, nasihat veren türbülent gitmiş, yerine aragonesin koltuğuna göz dikmiş bir parça gelmiş sanki. son cümleyi hala şaşkınlıkla okuyorum, ne anlamam gerektiğine ise karar veremedim henüz; herkesin tuttuğu kendine. yenilgiye üzülmediğini anlarız hadi, ezildiğini de kabul edemedin diyelim.
futbolun güzelliğinden memnun olmak hepimize nasip olmuş zaten, insanları tribünlere iten, bana bu yazıyı yazdıran da aynı şey. ama oynanan oyundan bahsediyorsa ben şahsen fenerbahçenin farkı kaçırdığından başka bir şey göremedim. öyle ki, biraz becerikli olsa fenerli oyuncular istediği 7 veya 9 rakamına bile ulaşabilirdi. açıkça söylemek gerek aslında hiç birşey oynamadığınızı, evet, oynayamamak değil sadece, en iyi yaptıklarınızda takım olarak ısrar etmemek mesela, papatya gibi açılıvermek diyelim, nedense? tabi fenerli oyuncuların hakkını da bir kenara koyalım, lig maçından daha iyiydiler diyebilirim.


oysa ligi biraz olsun takip eden biri bile sivasın özellikle kendisinin söylediği gibi iyi futbol oynamadığını görebilir. ilk yarının son maçı olan gençlerbirliği maçıyla başlamış bir düşüşü belki galatasaray maçlarıyla göremedi kimse, ama bursa maçında alınan şanslı beraberlik ve eskişehir maçındaki kötü futbol+hakem desteğini gördük cümbür cemaat. futbol bilgimi bu koçla ölçecek değilim ama bizde de bir çift göz var çok şükür. üstelik ne yaparsam yapayım taraftarlığımı bir kenara koyamam, yapışmış etiketi üstümüze bir kere. aa pardon! bu ayırt edici bir özellik değil ki, değil mi? unutmuşum biraz fazla üsteledim galiba konuyu. bu seferde üzerimize oynuyorlar, bizler "türk" hocalarıyız gibi enteresan savunmalar çıkabiliyor. ben de tam tersi yabancı hocaya sempati duyarım, biraz da bu sebeplerden, yerlinin belli bir noktadan sonra kaldıramadığı büyük takım havasını daha iyi idare edebiliyorlar en azından. mourinhonun şikayetçi olduğu entelektüelliğe bile duacıyız diyebilirim. üstelik yerli koçlar "kriz yönetimi" konusunda da berbatlar, kime saldıracaklarını şaşırıyorlar. bu kaidemin tam tersi olan kimse yok mu dersek sadece bir kişi söyleyebilirim; mustafa denizli. aslında adı geçmeye başlayınca ona da olumlu yaklaştığımı söyleyemem, fakat göreve geldikten sonra yaptığı birkaç icraatla desteğimi aldığını söyleyebilirim, kötü sonuçlarda bile.

ileri geri konuşurken edindiği bir amaç var mı bilinmez türbülentin, ama sempatik bir takımı kerkesin gözünde antipatikleştirdiğini söyleyebiliriz. şahsen kendisini zaten hiç sevememiştim, bunlar da üzerine tuzu biberi oldu işte. bu akşam sorulmasını istediğim ikinci soru da başlıktaki toplama işlemi, sanırım matematiği yeter! tek maçta olsun istemiş ama bir dahaki sefere artık.

al bir de burdan yakmak lazım; 3 kuruşluk adam 5 kuruşluk değer verirsen..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )