dereyi görmeden..

eleştiri muhakkak kabulumuz, lakin üstünden 3 ay geçmeden yerin dibine, afedersiniz itin götüne sokmak da neyin nesi? hem şu anda hem de başarıya giden geçen sezonki yolda birçok eleştirim, beğenmediğim bir o kadar da taktiksel, kişisel yönleri olan bir adamdır bir zamanların mustafa denizlisi, şimdilerin Büyük Mustafası.

geçen sene zamanın kısıtlığından ve 2. yarı teknik adamlığından dolayı, elbette daha çok başarının tünel ucunda görünmesi sebep olmuştur eleştiri dozajının düşüklüğüne. ama sezon başı sendromu yaşayan züperlig uleması biriktirmiş hıncını bir anda boşaltıvermeye başladı bu ak sakallı, gandalf kılıklı adamın üstüne. sadece bize yapılıyor gibisinden paranoyak bir havaya girdiğim sanılmasın, kaosdan beslenen reyting uleması, kimisi yeniçeri bıyıklı, kimisi fularlı, hakem eskileri.. dün de böyleydiler bugün de.. tam burada ertuğrul sağlam dönemine kısa bir bakış atacak ve yüzeysel bir kıyas yapacak olursak; 8-0 ve 4-1 lik iki sonuca rağmen "istikrar"ı dillerinden düşürmeyen insanlar, iki kupa kaldırmış bu adama 2 beraberlikle nasıl olur da yüklenir anlamak güç. hal böyle olunca dansözvari hareketleri görmek güç değil elbette.

yorumcuların, eski futbolcu, antrenörlüğe adım atmadan bırakmış olanları mı dersin, stüdyonun bir köşesine kıvrılmış küme düşmeme mücadelesi veren takımlardan boşalan koltuk bekleyeni mi.. görünce sadece kızgınlık veren bu ekran şovlarından sokağa çevirince asıl şaşkınlık verici durum karşıma çıkıyor lakin: her sene başarıya endekslenmiş, her yolu mübah gören, bireyleri hızla tüketen bir kitle büyütmüş.. ekrandan birinin hareketiyle ona çullan, diğer bir hareketiyle bir diğerine.. sabırsızlık, öfke had safhada, verdiğinin karşılığını bekleyen bir topluluk var artık, zevk almaya değil, kan görmeye gelenler var..

böyle zamanlarda daha çok sevebiliyorum siyahı/beyazıyla, "sevinmek için sevmedik" sözü daha bir anlamlı. hatta öyle zamanlar oluyor ki zeki demirkubuz abinin dediği gibi "küme düşse de taraftar olarak bir elekten geçsek" bizbize kalsak. popülerliğin tribünlere yığdığı ayaklar çekse kendini şeref beyden mesela...

diyeceğim o ki yine siyahı yaşadığımız, hatta zorla yaşattırıldığımız günlerdeyiz. büyük mustafayı beğeniriz, beğenmeyiz ama her seferinde bu sefer istikrar diyen biri olarak, her halukarda destekçisiyim takımımla birlikte. konu iyice dağıldı, toparlamak mümkün değil şu dakikadan sonra:)

o halde son kapağı, pardon son sözü erbabına bırakalım;

"Kimse ulemalık taslayamayacak. Bu takımı yokmuş gibi görenler ve göstermek isteyenler yanlış yoldadırlar. Çok iyi olmadığımız biliyorum. Ama bu eleştirilere geçen sene de yaşıyorduk. Halep orda ise arşın buradadır. Herkes neler yapacağımız bekleyip görsün"
B.M

B.M'nin bugünkü açıklamalrının tamamı...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )