herşeye rağmen

bu sezon ilk defa 90 dakika olarak izleme fırsatı buldum beşiktaşı. hazırlık maçları ve ilk maçlar, genelde yarım devrelerden veya özetlerden fikir edinebildim sadece. kafamda özet görüntüleri, mustafa denizlinin leş kargaları, bir sürü yazılarla beraber başladım 90 dakikaya. golün gelmemesi sinir bozucu bir hal alıyordu elbette giderek, ama oynanan oyun ve mücadele umut verdi bana. mustafa denizlinin maç sonu demecinde oyunun umut verici olduğundan sözetmesine kesinlikle katılıyorum diyebilirim, oyuncu değişikliklerine katılmamakla birlikte.

ferrari ve ernst, herkesin malumu, sahanın en iyilerinden. ernst için alışıldık bir durum, ferrari için de giderek alışkın bir durum olacak gibi. ama benim gözüme batan, oyundan çıkana kadar yaptıklarını, yapmaya çalıştıklarını şaşkınlıkla izlediğim serdar özkandır. dün akşam oyunu en olumlu oynayan, ayağına gelen topu en olumlu kullanan oyuncumuzdu bana göre, oyundan çıkarılması ise koç alışkanlığının tekrarı olabilir ancak, fink,kaş ve tellonun yerine tercih edilmesini ben başka bir sebebe bağlayamıyorum zira.

umarım dün akşam hem kendisi, hem de bizim açımızdan yeni bir başlangıç olur, ve birkaç yıl önce umut verdiğimiz o genç milli takımın kaptanı geri döner. şahsen ben dün akşam o kararlılığı gördüm kendisinde, darısı batuhana artık. dünkü enerjisinin devamı finkernst orta sahasının üçleyicisi olmasına yetecektir diye düşünüyorum.

benim maça dair düşüncelerim, görüldüğü üzere umutvari. ışıklı bir yoldaki ilk adımlar diyebilirim, hücum esnalarında holosko/nihat/serdar özkan ın 2li kombinasyonları biraz daha koordine olabilseydi, çok daha farklı bir skoru konuşuyor olabilirdik şu an. birbirine takılanlar, dolanan ayaklar vs. hele serdar özkanın önündeki topa ofsaytta olmasına rağmen hamle yapan bir nihat vardı ki, herkesin çileden çıkardı diyebilirim. ilk bakışta sinir bozucu bir durum hüviyetine bürünebilir pozisyon, ancak nihatın maç boyunca yüz ifadelerine dikkat edilirse kendini ispat etmekten, ipleri bir an önce eline almaktan başka bir düşünce yoktur altında, eminim. biz onun kendisini ispata ihtiyacı olmadığını bilsek de, biraz kıpırdanma, birkaç gole adını yazana kadar devam eden bir süreç olduğunu düşünüyorum. mesela gs maçıyla sonlanan bir süreç olsa mükemmel bir geri dönüş olabilir, bilgisine:)

ertesi gün malum gazeteleri gözden geçiriyorum. birkaç paragrafa göz attıktan sonra ise başka maçlardan bahsediliyormuş gibi hissediyorum. birkaç kişi hariç, rezaletten bahsediyordu hatta. maçın adamı profilinde ise telloyu görünce kayışı kopardım diyebilirim. mustafa denizlinin geçen haftaki açıklamlarının, "leş kargaları" başlıklı demecinin bir tepkisi olduğu muhakkak. hatta başlıkların hemen hepsinin bu başlığa gönderme olduğunu da görmek güç değil. yazarların da aynı halet-i ruhiyeye sahip olduklarını sanırım söylemeye gerek yok. medya/kulüp gerginliğinin etkilemeyeceği bir kesim muhakkak olacaktır, ama önünü göremeyen, dün akşam sahaya atlayan bir kısmı da galeyana sürüklediği kesin.

yine mustafa hocanın geçen haftaki açıklamasından bir kesit alacağım, bu açıklamaları kime karşı söylediği sorulunca, "amacım birilerini hedef almak değil, taraftarımıza seslenmektir, dolduruşa getirilmek isteniyorlar." benzeri bir cevap vermişti. pek fazla işe yaradığını söyleyemem dün akşam itibariyle.

herşeye rağmen, umutluyum. bir de rıdvan olsa şöyle sağdan sağdan. kaybedilen yılların görmüş geçirmişliği olarak güzel bir rotasyonla kazanca çevirsek bu yılı mesela. elalem ne der umrumda değil de, sahaya atlayanları bu yazının neresine koyalım?

sahi bir rambo vardı ne oldu ona? bekliyoruz fenerasyon:)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )