bir 12 eylül mırıldanması


29 senelik aynı terane daha ne anlatmaya çalışıyorsun diye garip tepkiler,sesler yükseliyor bu konu açıldığında çoğu insandan. Ama mesele gözyaşlarının kurumayacağı,insanların hırslarını sümen altı etmeyeceği kadar büyük maalesef. 12 eylül 1980,29 yıl önce kendini bilmez siyasetçilerin,milliyetçi cephe koalisyonlarının ve bir padişahın resmi rakamlara göre 300-500 fakat resmi olmayan rakamlarda binlerce insanı yok etme eylemini başlattığı gece,gün. Türk siyasi,askeri tarihinde toplu katliamların en yüzsüzce yapıldığı zaman. Hayatı zindan etmek için iktidar olmayı kendine destur edenlerin 14'ündeki Erdal ile 40'ındaki Ahmet'i hiç bir zorluk,vicdani sızlama çekmeden iplere gerdiği gün. Bugün 29 sene sonra hala mahkemeler o günün Dev Solunu yargılarken, o günü yapanları, o katliamları,o işkenceleri gerçekleştirenleri yargılayamamak nasıl bir duygudur veya adalettir,yorumu yapılamayacak kadar garip bir durum. O gün 3 sağcı, 3 solcu asıyoruz diyen, asmasaydık ta beslesemiydik diyen bir alamaet-i farika (?) nın bugün sadece yoğun bakımdan kalk ve yargılan dilekleri ile hayatını sürdürmesi acaba nasıl bir gerçektir adını koymaya bile gerek yok. Tarih elbette güçlülerin kazanacağına dair hep kayıtlar tutmuş bundan zerre kadar şüphem yok. Ama gücünü kaybeden iktidarların ezdikleri tarafından muhakkak ama muhakkak yargılandığını da önümüze sürmüş çoğu zaman en net,en adaletli haliyle. Gerçi tarihe bakarak adım atmak hoş bir hayalcilik bu memlektte ona zerre şüphe yok ama insanların çektiği acıların,döktükleri gözyaşlarının,psikolojik travmaların,kaybedilenlerin,işkencelerin acaba bu ülkede bir 12 eylül günü mahkeme salonlarında yargılanabildiğini görebilecek miyiz? Bu vicdani sorgulama için yüce silahlı kuvvetleri eski paşalarının yargılanmasına izin verebilecek mi? İşkenceler ile meşhur cezaevlerinde düşündüğünden ölen insanların hatrına 2 kelam edilebilecek mi? En önemlisi de acaba devlet öldürdüğü,işkence ettiği,hayatını kararttığı insanların hala gözlerinin içine yüzsüzce bakmaya devam edecek mi? 50 yıl sonra bu vicdani sorgulamalardan acaba devleti yönetenler kendilerini suçlu hissetmeyecekler mi? O gün gencecik insanları gece yarısı evlerinden alıp bilinmezliğe götürenler, geride kalanları eşsiz,anasız,babasız,kardeşsiz,dostsuz,yoldaşsız bırakanlar gün gelip biz neden böyle bir şey yaptık diyecek mi? Okuyan,gören,duyan insanın elbette fikri zikri hep hayır istikametine doğru kaymakta ama Harun Tekin'in dediği gibi ölme ey katil,daha seninle çok işimiz var !!!



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )