Bozkır düşleri


uzun süredir ayrı kaldığım memleketim Ankara ya doğru giderken, etrafta sanki sonsuza kadar akan bozkır kuşatmış heryeri, gece karanlığında uzaklarda değersiz mücevherler gibi parlayan küçük kasabalar. bu ülkenin ruhunu ve kanını oluşturan, konuşmayan,duyulmayan, evlatlarını dağlarda şehit veren bozkır insanları...

bozkırın kuşattığı bu insanlar,hayatla , dünyayla daha barışık. biz sözde metropolümizde kariyer, para, hayat diye yırtınırken onlar Mevlana'nın sevgi ve barış şerbetinden içmiş gibi... bir yanda sonsuz bir hoşgörü,bir yanda tutuculuk,bozkırın insanıda doğaya uyum sağlamış...

bu güzel ülkenin dağlarında elinde silahıyla bekleyenler, can alanlar,can verenler anlar bozkırı,doğayı,toprağı. Çünkü onlar bozkır olmuşlardır, bozkırda onlar. her gece karanlıkta oturup yıldızları sayarken, nazımın dediği gibi , uzanmış tabutlarımızda rubailer okurken, elini uzatsan dünyaları yakalayacağın anlarda anladım bozkırı...

her gecenin tek isteği vardır bizim gibilere; güneş doğsun isteriz...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )