esrik bir hayatta bir garibin güncesi

çarşamba gününden beri süregelen ve biriken yazım isteklerine karşın, işyerinde yaşanan blogspot uzantılı sitelere girme sorunu, aydın doğan ın sağlamadığı internet yüzünden aldığı paralara artık yeter diyerek evde geçen internetsiz günler, bu yazının bir günlük moduna gelmesini sağladı.

Aslında yazı yazma isteği çarşamba günü sabah saatlerinde okuduğum bir haber ile başlamıştı. El Zeydi, yani Bush'a Gaziantep yapımı kundura fırlatan ırak vatandaşı gazeteci. Bu tavır ona belki tiananmen meydanında tankların önünde duran o uygur türkü arkadaşın ruhunu ve özgürlük hakkını kazandırmadı ama bu dünyada yapılan en güzel ve en etkili bireysel eylemlerden birisinin başrolünde olmasına ve insanların her zamankinden daha farklı saygı duymasına sebep oldu. Neyseki bu gazeteci güzel insan, 9 aylık esaretten kurtularak, özgürlüğüne kavuşarak artık her zamankinden daha farklı misyon ve vizyon ile özgürlüğe katkıda bulunacaktır, umarım. Haydi bakalım El - Zeydi , Gaziantep'ten getirttiğin o güzel kunduralar bir çok kişinin kafasında en manalı eylemlerle yer alması umuduyla.
Bu günün devamında güzel haberleri aldık devam ediyoruz derken, kötü haber taa ABD'den geldi. Haber yıllar öncesi en marjinal klibiyle ve olağanüstü şarkısıyla kansere yenik düşen Orhan Atasoy'un haberiydi. Gemiler şarkısı ile aslında bir çok dimağda tat bırakan bu adamı kaybettik , umarım şarkısı o gereksiz insanların yorumları ile değil, kendisinin söylediği özgün hali ile hatırlanır.
Tam bunları yaşamışken 2 cümle karalaması hevesinde, işyerinde ve evde yaşadığımız internet engeli aslında daha uzun yazılacak notları engelllerken , bunların biriktirilip hafızada kalması elbette zorladı beni.

Neyseki güzel bir spor gecesi bekliyordu akşamımızı ve Slovenya - Türkiye maçı için tv başında idik. Üzerine çok fazla konuşulacak bir akşam değildi elbet, garantilemiş iki takımın liderlik mücadelesi, kazanan Slovenya bizi Yunanistan'ın önüne itmişti çoktan. Gerçi herşey son saniyede Engin Atsür'ün eline baktı ama boşver dedik, iyi takımız Yunanistan bile olsa mutlaka bu işin üstesinden geliriz. Bir taraftan garip geçen bu günde spor konuşmak ne kadar zekice ama hayat sarhoş, arada afyonsal zevklere ihtiyaç mutlaka var, hele ki ramazanı yaşarken.

Maç bitti bir sonraki gün yaşanacak hastane tecrübesinden önce uyku bu bünyeye zor gelirken, gece vakti baba ile içilen çayın ortasında bir katilin teslim olduğunu görmüş olduk. Cem Garipoğlu denilen testereli katil kendini emniyete teslim ederken eski günlerimi hatırlatan sakalı ve gayet rahat görüntüsü , aslında onu bu duruma iten ailenin sessizliği içerisinde bir de valinin biz çemberi daralttık şeklindeki garip açıklaması insanı güldürse de en azından bir katil saklandığı yerden çıktı ve şimdi bir eşcinsel ile beraber aynı mekanda volta atmakta. Eğlencesi hazır işte hala, keyif onun, baban zenginse, testere ile kafada kesersin, istersen 200 günde interpol arasa bile kaçarsın ve elbette devlet ile aile arasında anlaşmalar olmadığı sürece teslim de edilmezsin.
Tam bunların üzerine yaşadığımız gecenin sabahı ve günün devamı hastane koridorlarında geçecekti. Hastane koridorlarında göz anjiyosu adı altında alınan o kokular bu bünyeyi,zihni gerçekten rahatsız etti.Hele bunu taa en derinden ve içeriden hissetmek , esrik hayatta o narkozun etkisinin yadsınamaz bir gerçek olduğunu ispatladı.

Sağlık gerçekten bir arkadaşa yazdığım gibi garip bir toprak, ne zaman verimsiz olup ürünü kurutacağı ve ne zaman verimli olacağı belli değil. Fakat o kadar kurnaz ve zeki ki ne zaman kime nasıl davranacağını çok iyi bilmekte. Bunu belirleyen belki kader, belki doğal süreç ama sağlığın insana açtığı derin esaretlikler ve narkoz karışımı serum ile geçen günler her aldığımız nefeste bir sorgulamanın ve acabanın en kalın haliye beynimin taa ortasında belirmesine sebepti. Hastane yollarında,metrobüste ve takside geçen günün akşamı her türlü iyiniyetiyle mutlu olmamı sağlayacak eylemlerde bulunan sevgili yapılan kavga ve sarfedilen sözler bu verimsiz anın üstüne herşeyin daha da kötüye gideceğine dair havai fişek kıvamında bir işaret çakmıştı çoktan.

Neyse ki o sporsal afyon akşamımızı uyuşturdu da Gs Yunanistan topraklarında yoncaların darmaduman ederek kısa süreli uyuşmanın ve esrikliğin güzelliğini bu bünyeye yaşattı. Fakat daha önümüzde atlatmamız gereken bir kavga gecesi ve sevmenin zor ve adaletsiz olduğu şu hayatta seven insanın yüzüne bakarak neler söyleceğini düşünmek kaldı geriye. Aynı gece eski dosttan gelen kanser ameliyatının iyi olduğu cümlesi umudu en azından arttırsada hala hayattaki en büyük sarhoşluk bu sağlıksal anlamda verimsiz günler. Kendinde,ailende ve hatırada kalan insanların sağlıksız haberleri umutsuzluğa itse de güç içinde gereksiz mottosu toparlanmaya dair bir yolun içerisine itmeye sebep olsun geçiştirmesi güne ve ana devam etmemizi sağladı.
Neyseki geçen günler ve bayram öncesi telaşeler, umut ve güzel duygular bu garipin güncesini burada bırakarak, yarından daha kötü dünden daha iyi günlerin geçmesini sağlar ve haydi hayat daha tadına varamadım nidası ile yarına devam edecek anların en güzel örneklerini bu garip etrafına ve burada okuyanlara ballandıra ballandıra anlatır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )