Kürk Mantolu Madonna&Sabahattin ALİ


Sabahattin Ali'nin kısacık ömründe kaleme aldığı bu şahane eserini Lise yılların da Edebiyat öğretmenimin zoruyla okuyup bir köşeye kaldırmış ve çocukluğun vermiş olduğu bilinçsizlikle gerekli değeri vermemişim. Sevgili Bekowsky'i tanıdığımdan bu yana bu kitaba olan hayranlığını ve sevgisini paylaşmasından sonra tekrar okumaya karar verdim. Yapı Kredi Yayınlarından çıkan 34. baskısını aldım.

Bir Cumartesi günü aldığım kitaba kendimi o kadar kaptırdım ve elimden bırakamadım ki Pazartesiye kadar bitmiş oldu. Bitirdikten hemen sonra tekrar okumak için kendimi durdurdum ve okuduklarımı biriktirmek için kendime zaman tanımaya karar verdim. 160 sayfalık bir kitabın üzerimde bu denli etkisi kalmasını ve kitabı okumanın üzerinden zaman geçtikçe değerini daha iyi anlıyorum.
Kitabın kahramanları olan Raif Efendi ve Maria Puder'in yaşadığı aşkı ve bağı okuyup sonra da oturup ağla dedirten bir kitap benim için.
Bir yazarın, insanların görünmeyen gizli-saklı kalmış yüzlerini böyle ortaya çıkarmasına çok az denk geldim. Kitabın kahramanı olan Raif Efendi'nin güçlü tutkusuna şahit olduktan sonra acaba bizde hayatta böyle bir tutkuyu yaşamımız boyunca kendimize rehber yapabilir miyiz ya da peşinden gittiği bu tutku gerçek olabilir mi diye uzun süre düşündüm. Okuduktan sonra bende tekrar okuma isteği uyandıran bir kaç romandan biri olduğu için belki de bende bu denli güçlü etkiler bıraktı.
Kısa süren ama gerçekten sevdiğim birinin beni bırakıp gitmesinin hemen arkasından okumuş olmama rağmen insan da gerçek aşka inanma arzusu uyandırmış olması inancımı kaybetmemi sağladığı için bir bakıma benim de kurtarıcım oldu diyebilirim.
Tasvirleri o kadar gerçeğe yakın ve inandırıcıdır ki; Raif Efendi ve Maria Puder parkta gezerken onlara eşlik eder, bahar çiçeklerinin kokusunu hissedersiniz.
Raif Efendi bana göre Türk edebiyatının yaratılmış en derin karakteri. Bir insan düşünün ki tüm dünyasını bir not defteri ile paylaşıp nefes almış. Kabullenmenin ve isyanın yaşadığı çıldırtıcı paradoksu yaşar. Bir kez gerçekten yaşamış ve bunun bir kez daha mümkün olmayacağını anlamış ve hatıralarına sarılarak hayatına bu kabullenmişlikle devam etmiştir. Bizlerin aşkın ve ölümün karşısında ki çaresizliğini bu kadar gerçekçi ve başarılı bir tasvirle anlattığı için belki de bu kadar derin izler bırakmayı başarıyor.
Kürk Mantolu Madonna, üst üste defalarca okuyacağım ve her defasında bir öncekin de eksik kalan duygu ve derinlikleri bulacağım belki de tek kitap benim için.
her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridordaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak istiyen adımlarımı zorla zaptederek geziniyor; rasgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum "kürk mantolu madonna"yı seyre dalıyor, tâ kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum. sergi bekçilerinin ve birçoğu her gün orada bulunan ressamların artık beni bellemiş bulunduklarını farketmiştim. içeri girer girmez yüzlerinde bir tebessüm dolaşıyor ve gözleri bu acayip resim meraklısını uzun müddet takibediyordu. son günlerde diğer tabloların önünde oynamaya çalıştığım rolü de bırakmıştım. doğrudan doğruya kürk mantolu kadının önüne gidiyor, oradaki sıralardan birine oturarak gözlerimi bir karşıma bir de, bakmaktan yoruldukları zaman, önüme çeviriyordum.
Böyle bir tutkuyu yaşamak ve bu tutkunun rehberliğin de hayatıma devam edebilmek bugünler de ki tek dileğim.

Yorumlar

sin dedi ki…
Bu yorum yazar tarafından silindi.
sy dedi ki…
açık ara okuduğum en güzel kitap. diliyle, konusuyla, kişileriyle... insana bütün hayatı boyunca maria puder'i aradığını farkettiriyor.

ha bir de "maria puder öyle ölmedi."
don kisot dedi ki…
hep yazmak isteyip de hakkında yazamadığımdır benim bu kitap; ne zaman başlasam hakkında bir şeyler karalamaya,en fazla birkaç cümle sonra, o sayfaların büyüsüne layık olmayacağını hissedip vazgeçerim:( ellerine sağlık jeli, süper olmuş! kapanışı ise tribün kimliğiyle yapmasak olmaz; "hepimiz raif efendiyiz":)
Adsız dedi ki…
bir yadan tutkuyla aşka hayata bağlanmak ama bir yandan da can yücel in şiiri aklıma geldi
,,,,,,,,,,,,,,,
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )