yahşi batı

öncelikle funny people filmi postundaki selamı geri alıyorum, alıyorum demiyeyim de, tek kişilik sahne performanslarına, her şey çok güzel olacak'lara gönderiyorum. yahşi batıya göndermediğim anlaşılsın nihayetinde. türkler amerikada tadındaki filmi tamamen yerden yere vurmak değil niyetim aslında. sonuçta her zaman alıcısı olan bir üründür cmylmz ve kendisinin yapmak istediği de bunu hüneriyle birleştirip sunmaktır zaten. beklenene cevap vermeyişinin en önemli nedeni de yine kendisinin çok yukarılara çektiği çıta seviyesindendir malum. biraz da filmin izlendiği andaki psikolojinin etkisi yok değil; çok yoğun, gergin geçmiş bir iş gününden sonra kendinize gelmeden izlemeyin derim. zira ilk izleyişim böyle bir güne denk gelmekte, söz vermiş olmanın zorunluluğuyla 2. defa gidişim ise ilkindeki "bu mudur yani?" havasını neredeyse aldı götürdü.  ben yine de filmin en baştaki tarihi eser sunumunda muhabbet eden 4 karakter arasında geçmesini isterdim.

bir de caste göz atalım; artık komik olmadığından şüphemizin kalmadığı ozan güven tercihi nasıl bir altyapıya dayanıyor bilemiyorum. kendisini severim aslında, temiz yüzlü hoş bir çocuk. her defasında diğerlerinin yanında sırıtıyor hissi uyandırdı bende sekmeden. tabi yerine geçebilecek bir küçükayvaz'dansa her zaman tercihimdir kendisi. özkan uğursuz elbette olmazdı, ama görmeye "mazhar" olmak istiyorum ben artık, eminim teklif dahi etmesine gerek yoktur, lakin biraz eskiye özlem, biraz da damakta kalan tattan mütevellit keşke demeden edemiyorum. kim bilir belki de en iyisi damakta kalmış bu tadı muhafaza etmektir. fazla nostaljiye dalmadan zafer algöze de ilişelim yavaşça; kendisi elbet iyi ama oynadığı şerif karakterini basit buldum, tipik orta anadolu ağzından, küfürlerinden öte bir şeyler katılabilirdi sanki. evgar ise hem görsel, hem de görsel olarak iyiydi:) azizin dediği gibi "alırım hiç affetmem" yani. kayda değer ya da değmez, oyuncular için sinema açısından pek etkisi olmadığı aşikar, cmylmz merdiveniyle üst levele çıkmak için ise bulunmaz bir nimettir bu yapımlar, biraz da bu noktadan ele alıp, sabun köpüğü muamelesiyle zevkini çıkarıp, yani zamanımızın en yaygın kültürü "kullan, at" ruhuyla anın tadını çıkarıp dert etmemek gerekiyor.

birkaç espriyi de anmadan geçmeyelim; yürüyen johnny iyiydi iyi olmasına ama, önlerden gelen "aa johnny walker!" nidasıyla salon büyük bir aaah çekti. kentucky deki piliç tezgahı, "param olsa da ben alsam!" la, ak sakallı amcayla beraber güzeldi ama, salona etkisinin azlığında KFC nin pazar payının iç açıcı olmadığı anlaşılabilir. kızılkayalar ve bambi kardeşleri de unutmayalım:)

iyi seyirler.

yakari

Yorumlar

jelibon dedi ki…
film görsellik açısından oldukça başarılı olmasına rağmen sevgili bekowsky'e kesinlikle katılıyorum sabun köpüğünün ötesine geçemiyor. boş vakti olanlara 2 saatlik zaman geçirme için önerebiliriz

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )