Kayıtlar

Mart, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )

Resim
Evvel zaman ıcınde..
Alis ( evet evet s ıle ) kendını harıkalar dıyarında sanıyomus sanmasına da aslında gercek hayattaymıs.. Polyanna durusu yokmus da Sagopa'nın pesımıstıymıs gercek
hayatta.. Zavallı Alıs sureklı defansta dururmus hayata , ınsanlara karsı.. Cok onemsermıs ınsanları ; hep bı' kendını anlatma cabası..
Sonra bı 'gun ne olmussa olmus ; bu hassas , kırılgan Alıs ortadan catırdamıs ve kanla karısık yagmur yagmaya baslamıs ıcınden..
Hayatı o kadar kucukmuskı ; nerden geldıgını bıle anlamamıs.. Gozumdur canım bu aglayan , parmagımdır bu kanayan demıs..
Aslında ıcındekı gunessı , kablo saclı , masmavı gozlu , tertemız Sunny ısyanlardaymıs.. Demıskı ; yeter artık , bu yasına geldın hala benı gormuyosun..Sen benı gormuyosan artık dısarı cıkma vaktım geldı..
Kendını anlayana kadar yanında durcam ama bı 'tek sen gorceksın benı..
Elını tutcam hep , dısarda da omzunda durcam ; uzuldugun ansa sadece senı sevenlere gorunucem..
E ıyı madem demıs Alıs ; hıcbıseyden habersız.…

bana saygı duyan sadece otomatik kapılar..

Resim
26 senedır hayatta olmak ; kac senesı bılıncle yasanmıs su an bıle net degıl..
Yasadıgımız yasamadıgımız - ve hatta yasayamadıklarımız - baskalarında tecrube ettıgımız hayatlar var..
Hersey yolunda sanarken , ben buyum derken ; aslında sana ayna tutan "an"lar yasabılırsın..
Evet aslında an'dır ama sen onu fılm serıdı gıbı uzaktan ızlersın ; 6 sanıyelık ruya mısalı..
O an buyursun aslında..
Sımdıye kadar yaptıkların - agladıkların , gulduklerın , sacmaladıkların , dagıttıkların , kırdıkların , kırıldıkların - bı anda sadece senı sabıtleyıp etrafında doner..
Slow motıon degıl slow person olursun ; motıon yeterınce hızlıdır cunku..
Ayna gozunu kamastırmaz da egonu yenersen , akıtırsan zehrını ; buyursun..
Buyumesıne buyursun de ıcındekı cocuk daha da kuculur..
Kuculur kuculmesıne de daha da saklanır aslında..
Sen tum bunları hayatın anahtarını bulmuscasına yasarken bır kıtap gecer elıne..
Yasadıgın ve adlandıramadıgın , hangısı ben dedıgın dusuncelerının aslında buyumekten ote
"ay…

californication: içevurumculuk akımı

Resim
dağınık istediği saatte uyanan, karakteri olan bir porshe'a binen, yazar ama biraz çöküş döneminde olan, herşeyden önemlisi ve pek tabi biz erkeklerin hayallerini süsleyen yanı; tüm sanatsal zekasını içevurumculuğa çevirebilme yeteneği... diziyi izlenebilir kılan yanda budur sanırım, sanırım kısmı sadece kendim ve birkaç arkadaştan edindiğim izlenimi geele vurmak istemediğimdendir sadece. yoksa benim tek izleme nedenim sanırım bu, aa bak yine sanırım dedim:) yoksa ne o çarpık tek çocuklu ilişkisi, ne de düzüşme&yumruklaşma'yla kazandığı yeni ün pek umrumda değil hani, kimin umrundaysa parmak kaldırsın?

gerçi başladığı günden beri hafta hafta izlenecek bir dizi de değil, toplanmış 2 sezonu bir arada görünce(3 de olabilir tam hatırlamıyorum şimdi), zaten dizi boşluğunda olan ben, ee günler de pattes olunca el arasıra apış arasında bir süre idare ettik işte:) yapış yapış olan bölüme girmesek daha iyi; zira pedere su faturasının açıklamasını hala yapamadım!

izlediğim hayata olan…

bolje biti pijan nego star

Resim
"sarhoş olmak yaşlı olmaktan iyidir..."
yugoslavya da faşizmin hortladığı 80'lerin başında smrt faşizmu-faşizme ölüm- albümünün sahibi plavi orkestarın en sevdiğim şarkısının nakaratıdır bu sözler. bakıldığında yaşlılığı küçümseyen bir anlam gibi durabilir ama işin esası o değil;
eski sevgiliye duyulan özlemin kadehlerde avuntu bulma çabasının açıklamasıdır. ey yarim seni düşünüp saçlarımı ağartmak yerine, sarhoş olup unutmayı yeğliyorum demektir.
Havaların bahara döndüğü şu zaman diliminde depresif halimin başlangıcından mıdır nedir, düştü aklıma şarkının sözleri. yoksa içmeye bahane yaratma çabamın dışa vurumu mudur depresifliğim ? Cevap her ne ise içecem arkadaş bugün, içecem çünkü gerçekten de hayatı düşünüp saç ağartmak yerine içip unutmak daha iyi...

benzer #1#

Resim
ismail köybaşı - ben wishaw

Dante gibi geldik ömrümüzün yarısına

Resim
Damarlarımızda akan kanda yeteri kadar Efes Pilsen dolaşmaya başladığında ve kendimizi paramparça hissettiğimiz şu üfürükten günlerde insan daha iyi anlıyor edebi şahsiyetlerin neden ölümsüz olduğunu. Benim yarım aklımla bugün düşündüklerimi, sen tut çok kusür sene önce yaz, olacak iş değil sevgili Kastamonulular...
Hayat ve edebiyat ne gariptir ki , bize kim olduğumuzu ya da aslını söylemek gerekirse ne kadar aynı olduğumuzu anlatıyor. İncilin söylediği gibi güneşin altında yeni birşey yok mu? Ya da biz insanoğlu denen garip yaratıklar hep aynı eksen etrafında mı dönüyor, muallak sorusunun etrafında dönmekteyim bende uzun zamandır. Harbiden garip hayat, şahsen kendimden biliyorum kendisini, yaşamışlığım var. Sanat, edebiyat, kültür diye akademik yaşamak isteyen şahsım, dağlarda elinde silahıyla can almak için azrail gibi dolaşırken, Dante yi düşünmekteydim. Beatrice' e duyduğu aşkı, cehennemde yürürken nasıl korktuğunu, şahit olduğu acıları. Herkes kendi özel cehenneminde yaşarken…

ne sadece bir semt,ne de cumhuriyet karşıyaka bize büyüklerimizden kalan en manidar emanet

Resim
izmirin tam karşısı karşı yakasıdır.35.5: bir çok insan sorar neden 35.5. tarihi araştırmalardan bugüne kadar bir sonuç çıkmamıştır.ama bildiğim o ki bu kadar avm lerin olmadığı geçmiş yıllarda biz karşıyakalıların bayram alış verişine gittiğimiz yer izmirdi. biz karşıyakalıydık, karşıyakadaydık, izmir ise bize göre karşısıydı, yani demem o ki aramızda kocaman bir denizin olduğu 2 ayrı karşı. hala daha iki yakanın bir araya gelemediği bir şehirin kuzey tarafı .

Sadece taraftar olmakla kalmayanların mekanıdır karşıyaka; yeri gelir mitinglere anamızı alır gideriz, yeri gelir nevizadede bitmeyen tayyeap aşkımızı dillendiririz.(oooooooo bir manitam olsaaaaaaaaaaa ampulü patlak olsa adı da tayyeap olsa bi ............laik olsa:) ankara,  sakaryada melih gökçek aşkımız depreşir. hergeledir taraftarımız, ama sözünün de eridir. söz vermiştir atasına cumhuriyete sahip çıkacağız diye, o yüzdendir ksk arenada polisle kapışması. çünkü o cumhuriyetin kolluk kuvveti polis almamıştır ATAM RAHAT UYU…

üzerine!

Resim
ortaokuldan (ilkokul muydu yoksa?) hatırladığım yükleme soru sorarak diğer öğeleri bulma oyununu özlemle anarak başlığa ne sorusunu soracak olursak; aslında bir noktaya eğilimim, motivasyonum olamamasından dolayı boşlukta kalan bir özneyle karşı karşıyayım. ne dün akşam izlediğim bjk maçı, ne okuduğum, ne çalıştığım, ne izlediğimden değil optimum, minimum bir zevk alamayışımın getirdikleri(remember captain barbosa:), ya da getirmedikleri diyebilirim. izlediklerim konusuna tek gecede yarım bırakılmış leaves of grass, saw VI, ve ice age III ve bir önceki geceden yarım kalan The Imaginarium of Doctor Parnassus'u eklersek halimin nice olduğu pek tabi rahatça anlaşılır.

izlenmiş birkaç bölüm lost var sadece, ki değil birkaç bölüm, birkaç sezon olsa biişi dindirdiği yok shepherd-austen-ford özel üçgeninin. hazır başlamışken, ve bu sallapati ruh haline değinmişken masamda bulunan ve "ne içeceğine bile karar veremeyişin" biriktirdiği çay, uludağ limonata(reklam kokan..), kola(ya…

cevad prekazi nerdesin ?

Resim
çocukluğumun en büyük ikonu baş tacı cevad prekazi...
benim için hala daha var olan yugoslavya nın en yoksun yerlerinden birinde dünya ya gelmiş.
Bizler onu Galatasaray a geldiği 85 yılllarında tanımaya başladık. Çocuktum ufacıktım,top oynadım acıktım zamanlarında bu çiroz memleketlim beni solak olmaya özendirdi ama ne fayda...hala daha sadece yürümeye yarıyor zavallı sol ayağım. gs nin o unutulmaz zaferlerinde hep en değerli futbolcularından biriydi. Şortun altına tayt giymesiyle futbolcular arasında moda da çığır açtı. Bileklerine kadar inen tozluklarıyla da az insanı kendine özendirmedi.Ne genç beyinler onun gibi süslü tozluklar giyme derdinde kaval kemiklerinde şişlik yaşadı. 8 numaralı formaların yok sattığı o dönemlerde herkes Prekazi havasındaydı hele ki solaklar...Ama Prekazi
günümüz şovşak topçuları gibi sadece ikon değildi. Formanın hakkını sonuna kadar veren o dönemdeki diğer futbolcular gibiydi. Yıldızı Partizan da parladı., Gs nin Avrupa da ses getirdiği dönemlerde zirveye ç…

19.03

Resim
içmişim dertler zikime kadar, beşiktaşlıyız ölene kadar, sen de olmazsan bu dünyada, sevilecek ne'm var...
bonus: yere yatsana, yere yatsana, abdullah avcı yere yatsana:) (z ile s arasındaki ince çizgideyim, beklerim:) foto: bjk.com.tr den alıntıdır.

maybe tomorrow (kim bilir belki de?)

filmi, google'ı kullanmadan bilene öpücük yollucam söz.
edit: ulen yazıomuş videoda zaten, tühh.

Kalbim Ege'de Kaldı...

Resim
Artık güneş yüzünü göstersin ve bir daha kaybolmasın diye bekliyorum ama hava nedense ısınmak bilmiyor. Aksine daha da soğudu. Geçen sene tüm bahar ve yaz tatillerimi geçirdiğim Kuzey Ege'ye kavuşmak için gün sayıyorum.. Kalbim geçen seneden bu yana Ege'de, bedenimlede orada olmak için sabırsızlanıyorum...

Üzüntü ve muz kabuğu

Resim
ahir özrümüzde azalan günleri ne yapsakda saklasak düşünceleri içinde bir mesai mahkumu ve lanet olasıca kapitalizmin esiri (bu aralar çok film izledim,aklımdan mütemediyen film replikleri geçiyor, ohh shit) olduğumdan dolayı bu mantık sosuna bulanmamış fikirlerimi şahsıma iş için ayrılan güzide pc de yazmaktayım.
hastalık , moral bozukluğu, güzel gözlere ulaşamama vb. kündeye getirici düşünceleri votkaya katılan elma suyu mayisi ile boğdugumuzdan , bir de hayat denen yarışda akacak bir mecra bulamadığımdan kelli kendimi vurdum boşluğa nihilist insanlara selam ederek.
insanın aklı çalışıyor durmadan , benim ki sürekli kısa devre yaptığından dolayı normal insan evladı gibi olmak istiyorum ama mamafih beceremiyorum, eh likit tüketim fazlalığı bizi bu hale getirdiğimi düşüncesindeyim.
kendimi dağa, bayıra vursam ,çıktım daha öncede dağlara bir bok bulamadım , edebiyat sanat desek zaten okulunu okumuşum üstüne birde okumanın suyunu çıkarmışım, yeni aşklara yelken açmak isterken bakmışım ne …

kırmızı buğday

Resim
" bu türkü çok yüksek boyutta ağıt içermektedir "
bugün çok sevdiğim güzel kardeşimin yanında en azından sinir bozukluğu içerisinde geçen gününün akşamında sadece yanında olduğunu belirtmek için bulundum. Gün sonuna gelirken kah atma ziyaa naraları içerisinde güldük , kah devleti kurtardık , kah cübbeliye kahkahalar attık derken birden güzel insan Cengiz Özkan ile Erkan Oğur'un yıllar önce beraber seslendirdiği bu muhteşem manisa türküsü ile sabah beraber geçecek mesaiden önce muhabbetimizi sonlandırdık. Aslında günün duygusallığını hatırlatsa da hüzünlendirse de bir kaç dakika sonra sessizliğe büründüren bu acayip türkü yorgun,yoğun ve duygusal geçirilen bir gün için en acayip final idi aslında. Ne diyor sözler ;
"yörü yörü dilber salma saçın sürünsün,
açıver açıver cepkenini elmas gerdan görünsün"
acayip güzel yorum , inanılmaz bir cura ortada hadi hüzün sıra sende diyen bir şaheser. Merak eden bulur dinler işte , araması taraması basit; "Cengiz Özkan &…

bir çarşamba akşamı..

uzun bir süredir gidemediğim semalara büyük bir özlemle, görülmemiş bir azimle fırsat yaratarak gitmeyi başardım sonunda. sadece melodisi yüzünden dillere pelesenk olduğu belli ikinci video bazıları tarafından fazla ciddiye alınmış, daha doğrusu sadece düne bakarak yorumlama yanlışında bulunmuş, ayıplanmış:) nesse, benim en çok moralimi bozan ise hemen arka tarafımdaki onlarca mustafa denizlinin varlığı. 3. dakikadan itibaren başta öpüpte başlarına koymaları gereken emekçi topçumuz ekrem olmak üzere, sırasıyla bütün takıma giydirip durdular, 5 dakika olsun rahat maç izleme, dünyanın en melodik ortamlarından birinde o ezgiye kendimi bırakmama engel oldular. ne hocaymış be hepsi, ömrümden ömür yediler bir maçta böğüre böğüre arkadan yaptıkları bağırışlarla. holoskonun soyağacını 90 dakikada çıkarıpta attığı gole şahsen sevinemem ben. tamam hepimizde alkol var biraz, maç öncesi köyiçinde takılmak hepimizin en büyük zevklerinden. ama ağzınızla içemiyorsunuz bırakın şu mereti maça gelmeden…

ölmeden önce okunması gerekenler:)

Resim
Aracım 1977 model olup 1300 motor hacmine sahip bir yer uçağıdır (Benim gözümde). Model yılının 83 yazdığına bakmayın 83'ten aşağısını bilgisayar kabul etmedi. Onun için öyle yazmak zorunda kaldık.



ABS, KlİMA, AIRBAG, AÇILIR TAVAN, ALAŞIM JANT, NAVİGASYYON, YOL BİLGİSAYARI gibi özellikleri yoktur. Fakat, direksiyonu, sigara küllüğü, yaylı koltukları ve çakmaklığı vardır. Açılıp kapanabilen camları ve kapı kolları çalışır durumdadır.


Komple orıjınal olan aracımda aranırsa birkaç yerde lokal boya çıkabilir. Hatta iyicene didik didik edilirse komple boyalı olduğu ortaya çıkabilir. Yüzeysel boyaların yanısıra bir kaç küflü bölgeye de rastlanılmıştır.

Aracın rengi aslen eflatundur. Fabrika çıkışı ise koyu yeşil ile cırtlak mor arası bir şeydir. Bu boyalar zaten o dönemki renoların orijinal boyalarıydı. Bizim elimize geçtiğinde beyazdı. Biz de daha sonra kanunlara uygun olsun diye ruhsattaki yazan renk olan eflatuna boyattık. Fakat renk seçeneğinde aradım bulamadım. Ona yakın bir renk olan…

Toprağa Cemre Düştü... Bahara Az Kaldı

Cemre, bizim için baharın habercisi.Bugün Toprağa Cemre Düştü. Evet hava bugün çok soğuk ama bahara az kaldı. Cemre birer hafta arayla havaya, suya ve toprağa düşer. Sonuncusu toprağa bugün düştü.
Cemre'nin sözlük anlamı 'ısı farkı'. Nişanyan Etimoloji sözlüğüne göre ise aynı zamanda 'kor, köz' anlamında. Belki çok derin anlamları yok ama yine de baharın geldiğini müjdeliyor. Bir de bakıcaz bir kaç gün sonra dallarda tomurcuklar var, etraf yeşile dönmeye başlamış. Bahara çok az kaldı. Gelsin artık içimizde ki çiçekler de tomurcaklansın. Yeni umutlarımız ve hayallerimiz olsun.

Çember...

Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın
kendin içindeyken kafan dışındaysa
çaresi yok kardeşim her akşam böyle içip sarhoş olacaksın
meyhane masalarında kahrolacksın

İkisinin ortasında durma hakkın yok. Ya varsın ya yoksun.
Belki de hiç çember olmasın istiyoruzdur. Nerede olmak istersek orada olsak. Vücudumuz çemberin içerisindeyken, beynin çemberin dışında diye suçlanıyorsan. Sadece durmak istersek ya da; o zaman ne yapmalı...
Bu kısa yazı sayesinde bu harika şiirin yazarı Murathan Mungan'a ve şahane bir şarkı haline getiren Yeni Türkü'ye de selam olsun...

la revedere

kelime manası hoşçakal olan ama internette aradığınızda hüzünden daha çok bir eğlenceyi andıran olağanüstü bir şarkı. Klezmer müziklerinin üstadı Amsterdam Klezmer Band tarafından yapılan fakat en çok arada sırada Türkiye'de Ghetto gecelerinde boy gösteren Dunkelbunt tarafından remixlenen olağanüstü bir şarkı bu. Durgun giden bir anda duyduğunuzda hafiften omzunuzun hareketlenmesine , isteseniz de istemesenizde tempo tutmaya mecbur kaldığınız bir şarkı. Elbette buraya link veya video koyarak tanıtımını yapmak kolay olurdu fakat merak ederseniz eğer arayın internette bulun azıcık da olsa zahmete giriverin işte.

Can Sıkıntısı...

Resim
Son 10 gündür günler birbirinin tekrarı sanki. Değişen hiç birşey yok. Gün nerede bitip nerede başlıyor belli değil. Bu durumdan o kadar sıkıldım ki ne yapsam diye düşünüp duruyorum. Bu döngüden nasıl kurtulabilirim. Bu sabah köprüyü geçerek işe gelirken uzun bir aradan sonra güneş bana eşlik etti. Acaba dedim güneşin yüzünü göstermeye başladığı bu günlerde deniz kenarı bir yerlere gitsem , bütün gün denize karşı oturup dalgaları, kuşları ve gökyüzünü seyretsem. 2 duble bişeyler içip kafamı boşaltsam bu sıkıntı geçermi?