üzerine!

ortaokuldan (ilkokul muydu yoksa?) hatırladığım yükleme soru sorarak diğer öğeleri bulma oyununu özlemle anarak başlığa ne sorusunu soracak olursak; aslında bir noktaya eğilimim, motivasyonum olamamasından dolayı boşlukta kalan bir özneyle karşı karşıyayım. ne dün akşam izlediğim bjk maçı, ne okuduğum, ne çalıştığım, ne izlediğimden değil optimum, minimum bir zevk alamayışımın getirdikleri(remember captain barbosa:), ya da getirmedikleri diyebilirim. izlediklerim konusuna tek gecede yarım bırakılmış leaves of grass, saw VI, ve ice age III ve bir önceki geceden yarım kalan The Imaginarium of Doctor Parnassus'u eklersek halimin nice olduğu pek tabi rahatça anlaşılır.

izlenmiş birkaç bölüm lost var sadece, ki değil birkaç bölüm, birkaç sezon olsa biişi dindirdiği yok shepherd-austen-ford özel üçgeninin. hazır başlamışken, ve bu sallapati ruh haline değinmişken masamda bulunan ve "ne içeceğine bile karar veremeyişin" biriktirdiği çay, uludağ limonata(reklam kokan..), kola(ya da koka kola) ve 'ya ben' diyen gözlerle bakıveren 3in1i de huzurlara sunmaktan alamıyorum, etrafa dağılmış halleycikleri, eti cini, ve gözağrım rufflesın da aynı etkiye maruz kaldığını belirteyim.

iş haftamın son gününün son saatinde olmasam kuvvetle muhtemel bunları da yazıyor olmazdım. iyi ile kötünün savaşındaki bir haftalık gece nöbetimi de bitirmek üzereyim: burada anton gorodetsky'e selam var, yalnız değilsin bro. cümlenin sonuna doğru ismini gugıldan buldum, yoksa tanımam, hastası değilim, ama biraz çok bilmiş havası da katmadı değil hani! sevimli itiraflarla sevecenlik haline bürünme had safhada, yazı da kalsa iyi, yaşam tarzım olmaya doğru gitmese bari, ki geç kalıyorum değiştirmekte sanırım. 40 kere söylesen olur misali, değil 40, 4000 kere "yılan"ı alnını ortasına yapıştırırsa insanlar, ee öylesine söylenmiş bir söz olmaktan çıkar elbet," this became my destiny" diye avaz avaz bir john locke edasıyla çıkıp bağırsam diyorum, atar mıyım bu elektriği, irini üzerimden. (bu belaya sebep olan meoezcan'ı aynı sevimli gülümsemeyle anıyoruz).

kendisinin ibrahim kaşa olan hayranlığı bütün maç boyunca tekrar edip durması da meyvesini verdi hani; ikincilikle yetinen kendisini bol bol esefle kınasamda, kaşa olan hayranlığının sadece adaşlıktan gelmediğini anlamam kolay oldu; gerçi tello o topu muratın içinden geçirmeye çalışmasa oracıkta yolacaktım saçlarını. 2. golden sonra şom ağzımla bahsettiğim usta ayaklar, iyi futbol, hadi bide nihat konulu devam eden cümlelerle kafasını iyice şişirdikten hemen sonra, sırsa sıra dizildi boğazıma tek bir bakışında. akıbeti, sivok-kaş değişikliğinde kestirerek kanmamalıydım tabi, çok geç.
neyse sıkıldım ben.. az da kaldı.. bol chivaslı günler beni bekler,, katılmak isteyen varsa torbasını alsın da gelsin..
ne yazdım ben böyle ki..

Yorumlar

Müdür dedi ki…
yılan bro , chivas regal olsun , jack daniels olsun,bunlar hep saydığımız sevdiğimiz büyüklerimiz. sen low karaktere bakma, her türlü katılırız ortama...

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )