yolculuk yazısı..


Bir yerden başlamak lazımdı yazmaya.. geçmiş zamanın tüm eklerinden kurtularak.. bir yerden zamanın şimdisine tutunarak başlamak lazımdı.. karmaşık hallerden çıkamazken ismin bütün halleriyle sarmaş dolaş olan bünyemi olabildiğince uzun nadasa bırakmak istediğim bir yolculuk yazısı olacak sanırım bu.. evet şuan yılmaz Erdoğan ın otlu peynir kokusunun bulunduğu şehirler arası bir yolculuktayım.. sevdiklerimden sevdiklerime doğru giden bir yolculuk.. nereye gitsem mutlaka arkada üzülenin kaldığı bir yolculuk.. tüm gitmeler üzer der annem.. iyi kötü tüm gitmeler üzer.. belki de..ama ben hep kalan oldum.. hep yolcu eden el sallayan.. güle güle diyen oldum.. o yüzden hep üzülen bendim..

Ama bu bir Yolculuk yazısıysa ve yolculuklar gitmeler üzerine kuruluysa en sonunda bende gidiyorum.. evet ilk kez kalmadım..gidiyorum.. içimde pişmanlıklar dolu.. içimde geri dönme isteği dolu.. içimde alışkanlıklarım özlemlerim geleceğim dolu.. ama ben gidiyorum.. gözümde yaş yok.. bu zamana kadar yaşlarımı biriktirdiğim denize baka baka gidiyorum.. hoşça kal demenin zorluğunu yaşayarak gidiyorum.. severek gidiyorum..

Gönder tuşuna basmaya hazırlanan elim kimin uğruna neyi feda ettiğinin sorgulamasını, beynimden çok yaparken ben bitmiş olanın yasını sol tarafımda tutmaya başladım bile.. hep gitmek için birinin bana git demesenin gerektiğini düşünürdüm.. diyenin zaman olacağını hiç düşünmemiştim..

Yol uzun.. dinlenecek şarkılar çok.. güneş tepede.. deniz durgun..ormanlar her zamankinden yeşil,canlı… sanırım bir işaretse istediğim bütün bunlar bana oklarla yönümü gösteriyor.. oklar özgürlüğü gösteriyor.. merak etmeyin biliyorum.. her özgürlüğün bir bedeli var..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )