Kayıtlar

Ağustos, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

belli...

Resim
bitti kukla oyunu kesildi ipler..makas kimde belli değil..biri acımasız biri vahşi..ama kim belli değil..acı çekenden daha çok acıya, acı çektiren sahipse kim kötü olan belli değil..her sözü susarak bitiriyorsa ve hatta abartıp her söze susarak başlıyorsa..anlaşılmayan kim belli değil..her gün göre göre hatta kimi zaman göz göre göre yanından geçip gidiyorsa..kim hayalet belli değil....hata yapandan çok affeden ceza çekiyorsa suçlu kim belli değil..tüm gel demelere rağmen tüm kalmalara rağmen durak hala boşsa giden kim belli değil..olmayınca olmuyorsa,bir türlü iki uç bir araya gelmiyorsa,paylaşımlardan keyif almak için paylaşmaya zaman yoksa,birileri cesaretsiz birileri korkaksa,ağlamak bile yetmiyorsa,çok istenmesine rağmen eller uçurumdan sadece itmeye yarıyorsa,inanmak için çok geçse,yanlış zaman ama en doğru insansa,kim oldugu belli olmayan bir kahramansa,belliki söylenicek tek bir şey var.....game over!!....

o an

Resim
necipin iki gün önce helsinkiye attığı golün fotoromanı: kafayı vurup ayakları yere bastıktan sonra donup kalışı, şapşal bir şekilde bekleyişi:) gol sevinci nasıldır bilemeyişi,  sadece kendisinin değil, arka direkte gördüğümüz bobo dahil, hemen arkasındaki ferrari ve ortaya koşu yapan holoskoda şaşkın. ben de kalakaldım necip gibi o an. sevinedemedim zıplayarak, bir gülümseme oturuverdi dudaklarıma, tam da renkli takım taraftarı arkadaşlarıma necibi anlatırken. tuhaf. çok tuhaf bir duygusal ilişki oluştu neciple taraftar arasında

bahane süper ligi

Resim
Kendi aralarında oynadıkları maç yine kendilerine göre dünyanın en önemli derbisi, en önemli takımları kendileri. Karşılarında kaçıncı kalite olduğu sorgulanınca 3 rakamının bile zorla çıkacağı iki takım.

Basit bir Hıncal Uluç karşılaştırma klişesi yapalım; fener ve gs den her oyuncu rakiplerde ilk 11 de rahatlıkla oynar. Hatta takıma böyle oyuncu geldi diye bayram bile eder taraftarları. Bunları söylerken kendi geçmişimizi unuttuğum, gruplara kaldık diye takımı bulutların üstüne koyduğum sanılmasın. Yere sağlam basıyorum ve aynı bokun siyahla beyazı olduğumuzu biliyorum. Ama derbi haftası gelince dünya derbisi muhabbetleri de şimdiden tırmalıyor beynimi. Umut tamamen yok değil elbette, belki de bu işin sırrı tel başına “umut” quaresmanın evine siyah formayla gidecek olmasından, guti’nin kendine güveninden, necip’in bugünlerden başlayarak yarına da adını yazdıracağını bildiğimizden kaynaklanan bir umut. Çoğu sene vardı elbette bu umut olmadı, ama her olmayışına inat yine umutla bağıran…

yolculuk

Resim
İnsanlardan bir insandı.
Yollardan bir yol göründü günlerden bir gün ona.
Daha önce hiç kimsenin gitmediği bir yol…
Durmadı, düşünmedi, sual etmedi, hemen koyuldu yola.
Dağlar tepeler aştı.
Köyler, kasabalar, şehirler geçti.
Günler, aylar, yıllar boyu adım adım yürüdü yolu.
Sonra bir an geldi, yol bitiverdi.
Yolun bittiği yerde durup önce geriye baktı.
Arkasında bıraktığı o uzun yolculuğu geçirdi içinden.
Sonra döndü, âlemin yürümekle tükenmeyen uçsuz bucaksızlığına baktı sessizce.
İçine bir fısıltı düştü o anda.
Fısıltının gösterdiği istikamete doğru yürümeye başladı yine.
O yürüdükçe yol peşinden geldi.
O durunca yol da durdu.
Yolculuk kendi devri içinde sürüp gitti böyle.
Yolcu yol, yol da yolcu olmuştu artık.

kalpler varolsun

Resim
son yıllarda söylenmiş ve “akıllı davranmak, mantıklı hareket etmek” şeklinde özetlenebilecek bütün sözleri üst üste koyup düşündüğümde şunu farkediyorum:
tek şansımız var bizim, dibine kadar duygusal olmak!

adios emilio delgado

Resim
güle güle güzel yüzlü adam. ilk maçını hatırlıyorum; simsiyah formanın içinde çıkmıştın süper kupa maçına, renkli takımlardan arkadaşların gözlerinde gördüm korkuyu, hayran hayran bakakalmıştık ekran başında. o günü tekrar yaşayamadık. bir maçlık bir "yırtıcı" adam rolü müydü, bir de söylediğin gibi zürih maçları vardı elimizde. uzun uzudaya hem yerecek, hem övecek bir çok şey yazılabilirdi esasında ama bu bir vedaysa iyi birşeyler kalmalı akıllarda. keşke olsaydı. temiz yüzün kadar, burdaki futbolun sevebileceği bir yırtıcılığın, agresifliğin de olsaydı. adios.

t-shirt

Resim
gidecek haberleri arasında dikkatimi çekmesi de pek manidar oldu. kartal yuvasına baktım netten bulamadım? geçen sezonun ürünü müdür, var mıdır yok mudur acaba böyle birşey? yardım lütfen?

auta atın o zaman!

Resim
gökhan maçtan sonra hakeme penaltı olmadığını anlattım ama yine de verdi demiş, biraz da kendisine sivriltilen eleştirilerden kurtarmış kendini. hadi anlamadı anlatamadın diyelim. ee be adam kaptanına da mı söyleyemedin auta at diye. yakışmadı. kimseyi kurtarmaz, aklamaz bu açıklamalar da biline!

kusmaca

ne bildiğimi soruyorum ben kendime "aşk" hakkında. bunun neye benzediğini, ve -eğer bu bir duygudan ibaretse-ne zaman hissedildiğini, öncesi ve sonrasındaki değişiklikleri, aklınıza gelebilecek her türlü genişletme ve açılım sorusunu soruyorum kendime. neden bilmem ama sadece soruyorum. cevapları vermek için zaman ayırdığımı, ya da üzerinde oturup kafa yorduğumu hatırlamıyorum. gerçi hatırlıyorum, ama hep hatırlamazdan gelip, üzerinden geçip gidiyorum cevapların, umursamadan, anımsamadan.

daha önce anlatılmış olan kişisel duyguların tekrarlanması mıdır aşk acaba farklı ve halef selef olmaktan öteye geçemeyecek bedenlerde? birilerinin sürekli olarak bahsetmesinden dolayı zihnimize kazınmış olan ve zorunluymuş gibi, sanki olmazsa olmazmış gibi zorla hayatımıza soktuğumuz bir sözleşme mi acaba? eğer ki birileri anlatmışsa, ve kendilerine ait deneyimlerden ibaretse aşk, bizde neden ve nasıl o deneyimler tekrar bulsun, yeniden ortaya çıksın? bir başkasının duygularını mı yaşyoruz …

belediye otobüsünün düşündürdükleri

Bizim belediye otobüslerimiz seyyar müze gibidir. Kahverengi, yılların tozlarıyla solmuş koltuklarında, genelde liseli öğrencilerin elinden çıkan yazılar, çizimler ya da öfkeli anlarını resmettikleri anlaşılan; uzmanların hiçbir ekole bağlanamayacağı hususunda fikir birliğine vardığı pitoresk yarıklar vardır. Dilini bilenlere çok şey anlatacak bu koltuklarda ne hayaller sükuta uğramış, ne taze aşklar filizlenmiş, ne çeşit muziplikler sergilenmiş, ne görkemli toplum eleştirileri yapılmış, ne fanteziler gerçekleştirilmiş, ne kavgalar gerçekleşmiş, ne beddualar okunmuş, ne küfürler edilmiş, ne hikayeler anlatılmış, ne tuzaklar kurulmuş, ne hayatlar son bulmuş, ne hatıralar canlanmış, ne sözler yarım bırakılmış, ne komiklikler yapılmış, ne oyunlar sahnelenmiş, ne frikikler verilmiş, ne fortçuluklar yapılmış, ne günahlar işlenmiş, ne tövbeler bozulmuş, ne küslükler sona ermiş, ne fikirler savunulmuş, ne oturumlar yapılmış, ne seçim kampanyaları düzenlenmiş, ne konserler verilmiş, ne kitapl…

sevdiğim şarkılar gibi

ilk defa rastlarsın tesadüfen radyoda ya da bir arkadaşın walkmaninde dinlersin (nostalji değil mi, mp3 player değil walkman işte!)
"kimin şarkısı bu?" dersin.
"aaa burada ne diyor?" merak edersin.
"nakaratı tekrar etse!" dersin.
"bu ara melodi kalbime saplanıyor diye düşünürsün.

sonra peşine düşersin.
ararsın, sorarsın, bulursun.
nihayet senin olunca ilk defa.
doya doya yeniden dinlersin aşık olduğun sözleri.
pili bitmesin walkmanin diye tasarruf edersin, o şarkıyı ellerinle geri sararsın.
bir daha dinlersin...
ve bir daha...
ve bir daha, bir daha....
sonra artık tekrar dinlemeye gerek bile kalmaz sürekli zihninde çalar durur,
hayatının fon müziği gibi.
bazen kendi kendine yüksek sesle tekrar edersin.
ezberlersin farketmeden.
kağıtlara yazarken bulursun kendini.
sonra bir gün olur,
bir sabah olur,
o şarkıyla uyanmazsın güne.
giyinip yola koyulduktan çok sonra aklına gelir üstelik bu durum.
hayatının fon müziği artık yoktur ya da parazitler karışır duyamazsın, duyamamayı…

düz 12 olsa?

Resim
şu fotoğrafı gördükten sonra kimi nasıl göndereceksin ki arkadaş??

darbe mücadelesi

Darbelerle mücadele edecekmiş!, star gazetesi
Hadi Ergenekon’da haksızlık yapılmıştır diyelim...Kafes ne o zaman?Balyoz ne?Balyoz sanıklarına ait ses kayıtları ne?Darbe günlükleri ne?Miting meydanlarını süsleyen “ordu göreve” pankartları ne?Hrant Dink cinayeti ne?Danıştay suikasti ne?Dörtyol’daki “mevzun” ve “derin” provokasyon ne?Bütün bunlar yokmuş gibi davranarak mı darbelerle mücadele edeceksin?