durmayan top

önce dönelim almanyaya 3-2 yenilerek finalin eşiğinden döndüğümüz yarı final maçına: son dakikalar, gole ihtiyacımız var. almanya ceza yayı önünde faul kazanıyoruz. maçı izlediğim yerde haydi be hamit diye ayaklanıyor insanlar. ama topu eline henüz birkaç dakika önce giren tümer alıyor, kimseye vermeden geçiyor toğun başına..

şimdi de biraz daha geriye norveç maçına dönelim; 2-0 geride olduğumuz maçta iki duran topta, biraz şans, biraz mhrye ve iki adet en sertinden hamit vuruşuyla dengeyi sağlamıştık. Böyle bir geri dönüş maçında, ilk ikisini skora çeviren bir oyuncunuz varken, üçüncü defa, hatta daha tehlikeli olabilecek bir yerden frikik kazanılırsa kim kullanır? Soruyu tekrar kendime sorunca cevabın evrenselliği karşısında şaşırdım. Bu sefer de topu eline kendine milli emre belözoğlu alıyor, kulübede terimin bütün bağırışlarını bile duymazdan gelerek alelacele kullanıyordu bu vuruşu.

Dün akşamki olayla birebir kıyaslamak çok doğru olmaz bunları. Nihat topu elleriyle vuruş noktasına dikerken skor avantajının yanımızda olması, kazanabileceği özgüven ihtimaliyle birlikte (ee biraz da geçmişin rüzgarı) kabul görülebilir düzeyde tutabiliyor.
Milli takımı seçtiği günden bu yana fark yaratan bu özelliği hem saha içindeki dominant takım arkadaşları hem de bu sorunları idare edemeyen, söz geçiremeyen kenar yönetimleri sayesinde minimum seviyede tutuldu hep. Hep değişeceğini ümit ettiğim, önceki postta da belirttiğim kadro seçimlerinin düzeleceği umudu, fazla hayalperest mi bilmiyorum ama, kendisini gözümde takım kaptanlığına kadar yükseltecek bir değişim süreci özlemi içinde oldu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )