keşke

Şu geçirdiğimiz zamanı en basite indirgersek ve en kısa haliyle anlatmaya kalkarsak ; İnsan doğar , yaşar , ölür. Bu şekilde ifade edince 3 kelimeden ibaret bir hayat ne sana ne bana ne başkasına bir acı,sevinç veriyor gibi gözükmüyor.

Tanımdan çıkan bizler ; bir düzlemde sistematik bir düzenin parçası olmak için kurgulanmış, biraz düşünmeyi bilen robot gibi.Biraz daha abartırsam; sistemsel bir işkencede görev alma bilincini kendine düstur etmiş mazoşist yaratık gibi. Bundan sonrası zaten o düşünsel eylemi gerçekleştirebilmenin verdiği zorlukla gözyaşı,sevinç,kahkaha,acı,gülümseme,şaşırma gibi o bize lütfedilen tanımlayamadığım zamanı harcayan hareketleri yapıyoruz.

Bütün bu eylemleri yapmanın da getirdiği sihirli bir kelime ortaya çıkıyor. Hayatı boyunca tekrar ettiği,etmekten bıkmadığı,sevindiğinde-üzüldüğünde farklı anlamlarda kullandığı ; "keşke". Keşke erkek doğsaydım , keşke şu burç olsaydım ile başlayan doğar kısmına atfedilen keşkeler daha sonra keşke çocuk kalsaydım , keşke ilkokula tekrar gitseydim , keşke çocukluğumdaki döneme gitseydim diye yaşar kelimesinin ilk evresine doğru yola çıkıyor. Biraz daha devam edince keşke sevmeseydim,keşke ders çalışsaydım,keşke üniversitede şu bölümü okusaydım,keşke bu şehirde yaşasaydım,keşke o önüme çıkan iş fırsatını değerlendirseydim,keşke o kişiyle evlenmeseydim,keşke çocuğuma daha başka hayat sunsaydım gibi yüzlerce keşkelerle hayatının ortasından başlayıp sonuna doğru yaşadığı sürecin bir film şeridine dönüşmesini sağlıyor. Ben kendimi keşke kelimesini kullanmayan ve yaptığım hiçbirşeyden isyan etmeyen bir insan diye tanımlarken , böyle yan yana - alt alta yazınca aradan kaçan sessiz osuruk gibi bende de keşkelerimin varlığının farkına varabiliyorum.

Yukarıda dediğim gibi , ne yaparsam yapayım neyin peşine düşersem düşeyim , hangi eylemimden dolayı tokat yersem yiyeyim veya kahkahalar atarcasına mutlu olayım ne anı yok etme ne de anı uzunca yaşama gibi içsel bir keşke geçirmiyorum hayatımda. Karar benimdir , onu yaşamak ve sonuna kadar acısını ve sevincini yaşamak bizatihi bana düşmüştür. Bunlara isyan veya olduğundan fazla sevgi gösterme aynı yaşam çubuğunda üzerinde kendini tanıtamayan anlara haksızlık olur gibi düşünüyorum. Zaman çubuğunda yaşadığımız bütün anları bir çizgi olarak görürsem eğer alttaki çizgiyi yaşamadan üstteki çizgiye ulaşamazsın veya çizgide uzun süre bekleme yaparsan o uzayan çizgi seni bir üstte yaşayabileceğin daha farklı bir zamana ulaşmana engel olur. Biraz garip ve saçma bir tanımlama oldu ama işin özü yarını görmeden bugünün en güzel veya en kötü gün olduğuna karar veremezsin. Geçmişte yaşadıkların ne hayatının en kötü anı ne de en mutlu anı olabilir. Yarın diye birşey varsa işte bu tanımlamaların garantisi olmadığı için var.

Bu yüzden keşkesiz hayatımda yarın belki bir ölüm haberi ile hayatımın en kötü gününü yaşadığımı iddia edip veya hayalini kurduğum bir eylemi yaşayıp hayatımın en mutlu gününü yaşadığım diyerek iki yüzlü bir yaklaşımda bulunabilirim. Yarın benim en güzel günümdür diye motivasyon sağlayıp , daha ileriye adım atabiliyorum misal ben kaç aydır,yıldır. Koskocaman yarın en kötü günüm de olabilir diye aklıma geliyor bazen aklıma ama ondan sonra onu takip eden gün ya en mutlu günüm olursa diye de hemen karmasal bir yaklaşımda bulunup işin içinden çıkıyorum.

Bu kadar şeye inanıp yaşıyorsan nerede kaldı keşkeler diye soruyorum bazen kendime. Madem öyle keşke hangi boşluktan fırlayıp kendini ortaya çıkarıyor ; hah işte orada tanımlanamayan , kimsenin açıklayamadığı duygusallığın esiri olan bir keşke ortaya çıkıyor. Tek başına düşünemediğin hayatta tek başına kaldığında ortaya çıkıp suratına sabahtan akşama kadar sağlam tokatlarını asılan keşkeler bunlar işte. Bunu ne kadar iyi düşünenen,zamana güveni tam olan , yaşamda var olan her anın büyümesine,gelişmesine,olgunlaşmasına katkısı olduğuna inanan bana sabahtan akşama kadar acı çektiren keşkeler. Aslında keşkeler demeye gerek yok hayatımda yaşadığım bu anın adı sadece bir adet keşke. Varlıkla yokluğu attığın her adımda kalın çizgilerle sana anlatan keşke. Herşeyi yaşadığını düşündüğün hayatta yaşayamadığın binlerce günü hiç yaşanmasın bundan sonra dedirten keşke. Daha çok seni seviyorum diyememenin verdiği acıyla ortaya çıkan keşke. Zamanın sadece ötelediği ama bir ucundan fitilini ateşleyip ansızın gözünün önünde yangın yerine dönen keşke. Hiçbir zaman bitmeyecek keşke. Her zamab aklının kenarında ben bir sonraki gün seni daha çok sevecektim diye düşündürtecek keşke.

İbrahim Özcan
14 Ekim 2008 / AŞTİ.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mr fourth quarter

Büyükler için Masal ( + 18' den - 5 'e )